Şubat 2014
Tohum düşüyor toprağa
Toprak daha yokken...
Toprak içeriyor geçmişi
Geçmiş daha gelecekken...
Ölüm besliyor yaşamı
Yaşam daha ölümken...
İlkyazla başlıyor ölüm
Kış daha ilkyazken
Tohum içeriyor ölümü
Ölüm daha tohumken...
Oradaydı
Nice ilkyazla ölmüş
Nice kışla doğmuştu
O kışlardan eski
İlkyazlardan yeniydi
Sarptı kayalar
Saçları bulutların içinde
Kökleri okyanusun derininde
Sarp kayalar ağaçlarla kaplı
Ağaçlar kök salmış bulutlara
Dağlar oluşmamış,
Okyanus kavuşmamıştı yamaçlara,
Ne geçmiş, ne gelenek
Ne ilk ruh oradaydı...
O oturuyordu gelecekten beri.
Oturuyordu orada
Kucağında bir kadın
Kadın doğururken kendini
O seyrediyordu annesini.
Oturuyordu yukarıda
Kucağında bir bebek,
Babası oynarken kızıyla
O seyrediyordu tohumu...
Ses yoktu ,
Söz oluşmamıştı.
Yalan bilinmiyordu,
Düşmanlık yaratılmamıştı.
O köşesindeydi nicedir…
Nefes alıyordu,
Ağaçlar ve kayalar genişliyordu
Ağaçlar ve kayalar genişliyordu
Nefes veriyordu,
Güneş sönüyordu
Oturuyordu gözleri kapalı…
Oturuyordu,
Kucağında kendisi,
Sırtını yaslamış geleceğe
Yüzünü çevirmiş geçmişe
İzliyordu kartalları
Dosttular kartallarla
Topraktaki tohumdan eskiydi birliktelikleri
Kayalardan sağlamdı arkadaşlıkları.
Açtılar ruhlarını sonsuzluğa
Paylaştılar gizlerin en
yücesini
Geçtiler gölgelerin en
karanlığından
İzledi kartalları,
Öğrendi yaşamın sırrını.
İzledi kartallar Onu
Öğretti kartalların zaten
bildiklerini
Uçtu okyanusların üzerinde,
kartallarla
Uçtu bulutların gölgesinde,
kartallar gibi
Söndü güneşler,
Dönüştü ilkyazlar kışa
Çiçeklendi ağaçlar
Çatırdadı kartal yumurtaları.
Defalarca uğurladı canları,
Defalarca karşıladı cananları…
O bir kadın, bir Ana, bir
bilge
O bir erkek, bir savaşçı, bir
şaman
Erkekliği sağlam bir kadın
Kadınlığının bilincinde bir
erkek,
O bir kartal, bir kaya, bir
ağaç
Ben, belki Ondan bir nebze
O, belki benden bir zerre...
Kartallarla yaşadı, kartalların
arasında
Kaya tepelerinde, ağaç
dallarında
Benzemeseler de birbirlerine
Yoktu aslında bir farkları...
Ölmeden ölmeyi gördü kartallarda,
Yine yeniden yaşamı seçmeyi…
Öğrendi pençesini sökmeyi,
Gagasını kayalara sürterek düşürmeyi,
Defalarca söktü pençesini, kopardı
gagasını
Değiştirdi tüylerini
Seçti yaşamı
Seçti Yolunu, Yolculuğunu ve
Yolcu olmayı
Oturdukça yukarıda,
Yolculuk sürecek,
Ulaştıkça okyanuslar kayalara
Yol uzayacak,
Yolcuyum ben,
Kartallar uçtukça ...
O orada, yukarıda
Bir servi ağacı …
Nefesi içimde,
Bakışı yüzümde,
Teni tenimde.
Yeniden doğdum
Açığa çıktı o ilk hıçkırık
Yaşanmışlıkların tümü hücrelerimde
Yaşanmamışlıklar ruhumda
Gerçek, hayal iç içe
Her şey bir seçim, seçimler bir
karar...
Rüzgâr yaladı saçlarımı
Bir çocuğun kahkahası
yankılandı servi ağacında
Gözlerim kapalı.
Bağdaş kurmuş oturuyorum,, yukarıda
Uzanmışım toprağın üzerine, gölgede
İzliyorum beni gözlerim kapalı.
Şaşırıyorum,
Aşağıda ki miyim, yukarıdaki
mi?
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder